Halim Özyazıcı [1315-1384 / 1898-1964]
XX. yüzyılı tek başına temsil edecek kudrette bir hat sanatkarı olan İstanbul'lu Halim Efendi, Nalıncı Hacı Cemal adında birinin oğludur. Rüşdiye öğrenimi sırasında hocası Hamid Aytaç'tan rık'a yazısını meşk etti ve onun takdirini kazandı. Bu ünlü usta onunla ayrıca meşgul oldu. Bir yıl kadar Sanâyi-i Nefîse Mektebi'nde Hakk ve Resim Şubesine devam ettikten sonra, Medresetü'l-Hattâtîn'e kaydoldu. Hasan Rıza Efendi'den aklam-ı sitte'yi talim etti, onun rahatsızlık dolayısıyla ayrılması üzerine aynı yazılar için Hacı Kamil Efendi'ye devam etmeye başladı. Hulusi Efendi'den Nesta'lîk; Tuğrakeş İsmail Hakkı'dan tuğra ve celî sülüs; Ferit Bey'den dîvânî ve celî dîvânî yazarak 1343/1924'te Bab-ı Ali Caddesi'nde bir yazı dükkanı açtı. Aynı zamanda Devlet Matbaası'nda da vazife gördü.
1929'da Latin harflerinin kabulü üzerine, Silivrikapısı dışında aldığı arazide bağcılıkla uğraşmakla birlikte hattı terk etmedi. 1946'da Güzel Sanatlar Akademisi'ne hat hocalığına tayin edildikten sonra tekrar yazıya koyuldu. Çok kimseye yazı öğretmiştir. Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim görevlisi Dr. İ. Aydın Yüksel, Bekir Pekten sülüs ve celî sülüs; Ali Alparslan da rık'a, dîvânî ve celî dîvânî yazılarını ondan öğrenmiştir. Bekir Pekten ayrıca Hamid Aytaç'tan icazetlidir.
Halim Efendi, hattın her çeşidini sür'atle, kolayca ve genellikle müsveddeye lüzum görmeden yazardı. Yazının kompozisyonu kafasındaydı. İstife karışıklık yapmadan yazmak ona mahsustu. Bu haslet onda bir Allah vergisiydi. Güzel yazı sahasında herkesin takdirini kazanmıştı. Bütün yazı çeşitlerinde klasik üslubu takip etmiştir. Ufak tefek bir yapısı vardı. Bir gün Necmeddin Okyay onun için şöyle demiştir: “O küçük adam var ya, herkesi korkutmuştur.”
Ölümüne Necmeddin Okyay şu tarihi düşmüştür:
Necmiyâ Hattat Halim Bey oldu mağfûr-ı İlah / İlm-i hattın en büyük üstadı idi göçtü vâh
|